Gece 3’ten Sonra İnsanlar Biraz Daha Gerçek Oluyor
Saat gece 02:47.
Bir yerde hâlâ kaynak makinesi sesi geliyor.
Bir kurye telefonuna bakıp iç çekiyor.
Bir taksici üçüncü kahvesini içmiş.
Bir hastane çalışanı ayakta kalmaya çalışıyor.
Bir çorba kazanı hâlâ kaynıyor.
Bir yere yetişmiyorlardır artık.
Gece ise insanlar biraz kendisine dönüyor.
Gündüz yaşayan insanlar bunu pek bilmez ama gece çalışanların birbirini anlama şekli farklıdır. Kimse uzun uzun konuşmaz. Zaten herkes biraz yorgundur. Ama göz göze gelince bile anlaşılır bazı şeyler.
“Sen de mi hâlâ ayaktasın?”
Gece çalışmak romantik değildir aslında. Film sahnesi gibi hiç değildir. Bir noktadan sonra zaman hissi kayar. Acıkma saati değişir. Sessizlik büyür. Sokakların sesi bile farklı olur.
Ama garip şekilde gecenin bir samimiyeti vardır.
Mesela gece 4’te çorba içen insanların çoğu çok konuşmaz. Telefon ekranına boş boş bakanlar olur. Sessizce masada oturan iki arkadaş olur. Sanayiden çıkan olur. Yolculuktan gelen olur. Bazen sadece canı sıkıldığı için dışarı çıkan biri gelir.
Ve hepsinin ortak bir hali vardır:
O yüzden gece mekânlarının havası farklıdır. Kimse süslü değildir. Kimse rol yapacak enerji bulamaz. İnsanlar daha “gerçek” olur.
Belki bu yüzden bazı insanlar geceyi seviyor.
Çünkü gündüz herkes bir şey olmaya çalışıyor.
Bergama’da da bunu hissediyorsun zaten. Özellikle gece 1’den sonra sokak başka bir şeye dönüşüyor. Fırın kokusu, boş caddeler, uzaktan geçen motor sesi… Bir de üstüne sıcak bir kazan varsa olay tamamen başka yere gidiyor.
Bazı müşteriler vardır, kaç gündür görmesen eksik hissedersin. Saatini şaşmaz. Gelir, aynı yere oturur, aynı şeyi söyler. Bazen tek kelime konuşmadan gider.
Ama o insanları tanırsın.
Gece çalışan insanlar birbirini öyle tanır zaten. Çok konuşmadan.




Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumunu bekliyorum!
Bu yazıyla ilgili düşüncelerini, eklemek istediklerini ya da kendi deneyimlerini aşağıya yazabilirsin.
Soruların varsa seve seve cevaplarım.
Beraber daha fazlasını öğrenmek için yorumlarda buluşalım!