Ana içeriğe atla

1 Yılda Neler Başardık?

  “Geceyi sevdik, gece de bizi büyüttü.” Bir yılı geride bıraktık. Bu bir yıl boyunca çok şey değişti, gelişti, olgunlaştı… Ama Mezopia’nın gecedeki yeri hiç değişmedi. Biz, geceyi sahiplenen bir işletme olmaktan çıkarak, birçok insan için gecenin alışkanlığı haline geldik. Açıldığımız ilk günlerde Bergama’da gece kültürü zaten vardı; çorba seven, yol üzerinde uğrayan, muhabbete oturan insanlar… Biz bu kültüre kendi dokunuşumuzu ekledik. Sessiz, derin, istikrarlı bir dokunuş. “Neden bir yıl içinde bu kadar sağlam durabildik?” Çünkü baştan beri kendimize bir söz verdik: Her gece aynı standart. Her gece aynı emek. Kimseyle yarışmadık. Kimseyi örnek almadık. Kendi ritmimizi tuttuk. Kelle paçanın kıvamı değişmedi. Çorbaların tazeliği bozulmadı. Kelle söğüşün dokusu, baharatı, doğraması aynı kaldı. Hijyen ve düzen bir gün bile gevşemedi. Kapı ışığımız hep aynı saatte yandı. Bizim için bu, bir işletme disiplini değil; bir karakter meselesiydi. “Gece sek...

Kendi Suyundan Kuzu Kelle Paça: Lezzetin İlmi, Geleneğin Kalbi

 🐑 Çorba mı, Şifa mı?

Çorba deyince çoğu insanın aklına mercimek ya da tavuk suyu gelir. Ama kelle paça, başka bir dünya.
Kuzu kelle paça; ilik, et, deri ve kemiğin dansıdır.
Ve biz Mezopia’da bunu sadece pişirmiyoruz, yaşatıyoruz.

Bugün sana, hem bu çorbanın nasıl yapılacağını, hem de neden bu kadar önemli olduğunu anlatacağım.
Çünkü kelle paça sadece bir çorba değildir.
O bir gelenektir, sabırdır, şifadır.
Ve biz onu dışarıdan değil, kendi suyundan yaparız.



Malzemeler ve Seçim: Her Kelle Kelle Değildir

Öncelikle malzeme önemli.
“Ne bulursan at kazana” anlayışı kelle paçayı bozar.
Kaliteli bir kelle paça için:

  • Kuzu kelle (1 adet, tercihen 6-8 aylık kuzu)

  • Kuzu dil (isteğe bağlı, genelde tok bir aroma verir)

  • Kuzu ayak (kolajen desteği için eklenebilir ama bizim tarifte kullanılmaz)

  • Doğal limon (sirke değil!)

  • Sarımsak

  • Tuz

  • Karabiber – isteğe bağlı pul biber

  • Defne yaprağı – hafif aroma için

Temizlik: Lezzetin Temeli

İyi bir kelle paça önce temizlikle başlar.
Kellenin içindeki tüm zarlar, tüyler, göz çeperleri ve kulak arkası yağları itinayla kazınır.

Bizim usulde:

  • Kelle önce bol su ile yıkanır.

  • Sonra sıcak suda kısa süre tutulur ve dış yüzeydeki kalıntılar temizlenir.

  • Beyin çıkarılmaz – suya lezzet katar.

  • Gözler, dileyene özel olarak sunulur, çünkü lezzeti ayrıdır ama her damak sevmez.

Pişirme Süreci: Sabırla Gelen Şifa

Kuzu kelle paçanın farkı, suyunun dışarıdan eklenmemesi.
Sadece kelle ve dilin bıraktığı özle pişirilir.

Pişirme sırası şöyle:

  1. Derin bir tencereye kelleyi yerleştir.

  2. Üzerini 2 parmak geçecek kadar soğuk su koy. (Bu su zamanla azalır ama asla yenilenmez!)

  3. Kaynama başladığında çıkan köpükler alınır.

  4. Ateş düşürülür, orta kısık ateşte 5-6 saat pişirilir.

  5. Suyun rengi altın sarısı, kıvamı jelatinli olmalıdır.

  6. Tuz, limon ve sarımsak en son eklenir.

Not: Düdüklü tencere kullanımı, şifa ve aroma açısından önerilmez. Çünkü kemik içeriği tam çözülmeden yüksek basınçta tat kaybı olur.


Neden "Kendi Suyundan"?

Bazı işletmeler kelle paçayı dana ilik suyu ya da tavuk suyuyla destekler.
Ama bu, yemeğin doğasını değiştirir.
“Kendi suyundan” pişirmek demek:

  • Doğal kolajen elde etmek

  • Tat yoğunluğu yaratmak

  • Sindirim dostu ve tıbbi faydaları yüksek bir çorba sunmak demektir

Üstelik bu yöntem, yüzlerce yıllık Osmanlı mutfak geleneğinin bir parçasıdır.
Hekimbaşı risalelerinde bile kelle paçanın “kendi suyu” vurgulanır.


Faydaları: Sadece Mideye Değil, Bütüne

Kelle paça çorbasının yararları saymakla bitmez ama biz yine de listeleyelim:

  • Kolajen deposu: Eklemler, cilt, saç ve bağırsak sağlığı için birebirdir.

  • Bağışıklık destekçisi: Özellikle mevsim geçişlerinde vücuda direnç kazandırır.

  • Uzun tok tutar: Protein yoğunluğu yüksektir.

  • Akşamdan kalmalara birebir: Boşuna sabah 4’te tüketilmiyor!

  • Beyin – sinir sistemi dostudur: B12 ve çinko içerir.


Sunum: Sadelik, Zarafet, Saygı

Biz Mezopia’da kelle paçayı şöyle sunarız:

  • Kemikten sıyrılmış halde, kase içinde jölemsi kıvamda

  • Yanında limon, sarımsak sosu ve isteğe göre pul biber

  • Ekmek tercihi: ince dilim fırınlanmış köy ekmeği

  • Bazı müşterilere, özel olarak kelleden çıkan “çene eti” veya “göz yağı” ayrı sunulur


Müşteri Soruları ve Efsaneler

“Bu çorba kokmaz mı?”
Hayır. Temiz kelle ve iyi pişirme süreciyle kokusuzdur.

“Beyni çıkarıyor musunuz?”
Hayır, beyin suya kıvam verir. Ama tabağa istemeyen müşteriye servis etmeyiz.

“Kuzu ağır olmaz mı?”
Kuzu, dana kadar ağır değildir. Lezzeti daha hafif ve aromatiktir.

“Neden tavuk suyu katmıyorsunuz?”
Çünkü bu kelle paça. Tavuk değil. Kimlik bozulmasın.


Çorba mı? Hayır. Bir Kültür.

Kuzu kelle paça, sabırla yapılan, saygıyla sunulan bir yemektir.
Kazanda 6 saat kaynayan kelle sadece et değil;
bir mahallenin, bir geçmişin, bir emeğin hafızasıdır.

Bunu anlamak için tek yapman gereken, o kaseden bir kaşık almak.
Sıcaklığı dudaklarını değil, ruhunu yakacak.


Kuzu kelle paça, dışarıdan su ya da aroma eklenmeden, yalnızca kendi suyuyla yapılan nadir yemeklerden biridir. Özellikle kolajen, çinko, B12 gibi şifalı içerikleriyle sadece mideyi değil, tüm bedeni onaran bir çorbadır. Mezopia’da bu çorbayı sabırla, gelenekle, ama modern hijyenle pişiriyoruz.

Kelle paçayı anlamak için sadece tat almak yetmez; biraz tarih, biraz sabır, biraz da niyet gerekir.
Biz de işte bu yüzden, çorbamızla beraber bir hikâye de sunuyoruz.

“Gece gelen misafir, kazanın sırrına en yakın olanıdır.”
Ve o sır, kendi suyundadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Doktorlar da Tavsiye Ediyor: Alkol Sonrası Şifa Çorbası

  Alkol alındıktan sonra yaşanan mide yanması, baş ağrısı ve bitmeyen susuzluk hissi… Ertesi sabah bu sancılı tabloya uyanan herkesin ortak derdi, “Keşke dün gece o son kadehi içmeseydim” pişmanlığıdır. Ancak yüzyıllardır Anadolu sofralarında bu pişmanlığı hafifletmenin bilinen bir ilacı vardır: Sirkeli sarımsaklı çorba. Çorba, Türk kültüründe sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda bir şifa aracıdır. Özellikle gece saatlerinde, eğlence sonrası eve dönerken ayakların seni farkında olmadan çorbacıya götürüyorsa, bilin ki içgüdülerin doğru çalışıyor. Çünkü alkolün vücutta bıraktığı toksinleri en hızlı temizleyen şeylerden biri, sirke ve sarımsakla zenginleştirilmiş bir çorbadır. Neden Gece Çorbası? Gece yarısı çorba içmek, sadece açlık krizlerini bastırmak için değil; aynı zamanda vücudu rahatlatıp ertesi güne daha sağlıklı uyanmak için yapılan bir ritüeldir. Çorbanın sıcak buharı, alkolün yarattığı dehidrasyonu yavaşlatır, sıvı kaybını azaltır ve vücuda yeniden denge kazandırı...

Bir Kazanın Başında Öğrendiklerim

Çorba yapmak, yemek yapmaktan farklıdır. Yemekte malzeme baskındır; çorbada zaman. Yemekte pişirme öne çıkar; çorbada sabır.   🔥 Köpük: Etin İlk Sözü Köpük basit bir şey değil. İlk kaynama başladığında suyla et çatışmaya başlar. O çatışmanın habercisi köpüktür. Bu aşamada usta kişi kepçesini sessizce alır, Kazanın üstünden köpüğü alır, Sonra hiç konuşmadan kenara oturur. Çünkü orada konuşması gereken sen değilsin. Etle su arasında geçen bir tanışma anıdır bu. 🍖 Kelle, Beyin ve İşkembe: Üç Sessiz Usta Kelle, kemikten konuşur. Beyin, yumuşaklıkla. İşkembe ise kokusuyla ya barışır, ya savaşır. Bu üçünü aynı kazana atmak ustalık ister. Kelle en fazla 3 saat kaynar Beyin ise 20 dakikada bitebilir İşkembe yavaş yavaş “kokmadan yumuşayan” nadir şeylerden Sen hangisini önce koyacağını, ne zaman çıkaracağını bilmezsen,  Çorba olmaz... karışık kaynar su olur. ⏳ Zamanlama: Saat Değil, His Meselesi Bazı tarifler der ki “2 saat kaynatın.” Ben o tarifleri ...

1 Yılda Neler Başardık?

  “Geceyi sevdik, gece de bizi büyüttü.” Bir yılı geride bıraktık. Bu bir yıl boyunca çok şey değişti, gelişti, olgunlaştı… Ama Mezopia’nın gecedeki yeri hiç değişmedi. Biz, geceyi sahiplenen bir işletme olmaktan çıkarak, birçok insan için gecenin alışkanlığı haline geldik. Açıldığımız ilk günlerde Bergama’da gece kültürü zaten vardı; çorba seven, yol üzerinde uğrayan, muhabbete oturan insanlar… Biz bu kültüre kendi dokunuşumuzu ekledik. Sessiz, derin, istikrarlı bir dokunuş. “Neden bir yıl içinde bu kadar sağlam durabildik?” Çünkü baştan beri kendimize bir söz verdik: Her gece aynı standart. Her gece aynı emek. Kimseyle yarışmadık. Kimseyi örnek almadık. Kendi ritmimizi tuttuk. Kelle paçanın kıvamı değişmedi. Çorbaların tazeliği bozulmadı. Kelle söğüşün dokusu, baharatı, doğraması aynı kaldı. Hijyen ve düzen bir gün bile gevşemedi. Kapı ışığımız hep aynı saatte yandı. Bizim için bu, bir işletme disiplini değil; bir karakter meselesiydi. “Gece sek...