- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
“Dünyada iki şey kalındır: biri kemik, biri vicdan. İkisi de kırılırsa, uzun süre kaynamak gerekir.” —Mezopia Soup’tan emekli bir kaşık Buharın İçinden Bir Ses Gece 02:48. Kazanın başındayım. Termometreyle değil, içgüdüyle ölçüyorum ısısını hayatın. Bir tık fazla kaynarsa, paça kendi içine kapanır. Az kaynarsa, müşteri “Bu biraz eksik olmuş” der, ama bilmez ki eksik olan çorba değil, hayatın kendisidir. Bu dükkânda kelleden çok sır kaynıyor. Biri sussa, ilik taşar. Biri konuşsa, bütün gece eksik kalır. Ben sabah ezanına kadar dinliyorum. Bazen kepçeyle karıştırıyorum geceyi. Bazen gözüm dalıyor, ama kulaklarım hep açık. Çünkü Mezopia’da çorba içen, sır da döker. Kırmızı Ceketli Adam: “İki Kaşıkta Annemi Gördüm” İlk geldiğinde konuşmadı. Sadece oturdu, tereyağlı beyin sipariş etti. Sirkesini kendi döktü, sarımsağını istemedi. Garipti. Çünkü burası, ne isteyeceğini tam bilemeyen insanların mekânıdır. Net gelen ya sapıtır, ya kalır. Üçüncü gecesinde ilk cümlesini kurdu: "Be...